Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
amortisör
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Motorlu araçlarda sarsıntı, sallantı vb. hareketleri en aza indiren, yayların gereksiz hareketlerini gidermeye yarayan düzen

2. Bu düzeni kuran öge, yumuşatmalık


Lisan : Fransızca amortisseur

amper

İlgili Kelimeler:

ampermetre, amperölçer, ampersaat

Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Elektrik akımında şiddet birimi


Lisan : Fransızca ampère

amperlik
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Herhangi bir amper ölçüsünde olan


ampermetre
Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Akımölçer


Lisan : Fransızca ampèremètre

Telaffuz : amperme'tre

amperölçer
Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Akımölçer


Telaffuz : ampe'rölçer

ampersaat
Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı


ampir
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup

Örnek:

1. Ampir koltuklu, keten masa örtülü bir lokantaydı.

1. Ampir koltuklu, keten masa örtülü bir lokantaydı.


Lisan : Fransızca empire

ampirik
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Görgül

2. Deneysel

Örnek:

1. Bunu sadece eğitim uzmanları değil, çocuk yetiştiren ana babalar da ampirik olarak bilirler.

1. Bunu sadece eğitim uzmanları değil, çocuk yetiştiren ana babalar da ampirik olarak bilirler.


Lisan : Fransızca empirique

ampirist
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , Deneyci


Lisan : Fransızca empiriste

ampirizm
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Deneycilik


Lisan : Fransızca empirisme

amplifikatör
Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Yükselteç


Lisan : Fransızca amplificateur

ampul

İlgili Kelimeler:

mum ampul

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe

Örnek:

1. Karşımdaki duvara takılmış iki ampulden biri sönüktü ve bir gözü kırpılmış bir insan gibi bana bakıyordu.

1. Karşımdaki duvara takılmış iki ampulden biri sönüktü ve bir gözü kırpılmış bir insan gibi bana bakıyordu.

2. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp


Lisan : Fransızca ampoule

ampütasyon
Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma

Örnek:

1. Londra sulh muahedesiyle Türk milletinin bünyesinde yapılan acıklı ampütasyonun canhıraş ızdırabını avutmak için burada halka bir avuç afyon hazırlamakla meşguldürler.

1. Londra sulh muahedesiyle Türk milletinin bünyesinde yapılan acıklı ampütasyonun canhıraş ızdırabını avutmak için burada halka bir avuç afyon hazırlamakla meşguldürler.


Lisan : Fransızca amputation

amuda kalkmak
Anlamı:

1. iki eli üstüne dayanarak bacaklarını havada dikey tutmak


amudi
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , matematik , matematik , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , matematik , matematik , Dikey


Lisan : Arapça ʿamūdī

Telaffuz : amu:di:

amudufıkari
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Bel kemiği


Lisan : Arapça ʿamūd + feḳārī

Telaffuz : amu:dufıka:ri:

amut

İlgili Kelimeler:

amudufıkari

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Dik durma

2. matematik , matematik , matematik , matematik , Dikme


Lisan : Arapça ʿamūd

amyant
Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü


Lisan : Fransızca amiante

an
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , İki tarla arasındaki sınır


an
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Zihin

Örnek:

1. An bulanıklığı. An yorgunluğu.

1. An bulanıklığı. An yorgunluğu.


an

İlgili Kelimeler:

anbean, bir an, eş anlı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika

Örnek:

1. Zira göçebelerin hayatı her an yardımlaşmalarını gerektirir.

1. Zira göçebelerin hayatı her an yardımlaşmalarını gerektirir.


Lisan : Arapça ān

Telaffuz : a:nı

an meselesi
Anlamı:

1. olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda

Örnek:

1. Dayımların gelmesi an meselesi.

1. Dayımların gelmesi an meselesi.


Ön Takı : (...-mesi)

ana

İlgili Kelimeler:

ana arı, ana atardamar, ana baba, ana besleme hattı, ana bilim dalı, ana cadde, ana çizgi, ana dal, ana defter, ana deniz, ana dil, ana dili, ana direk, ana doğrusu, ana duvar, ana düşünce, anaerki, ana fikir, ana haber sunucusu, ana hat, ana kadın, ana kapı, ana kara, ana kent, ana kitap, ana kolon hattı, ana konu, ana kök, ana kraliçe, ana kubbe, ana kucağı, ana kuyu, ana kuzusu, anamal, ana mektebi, ana menü, ana motif, ana muhalefet, anaokulu, ana ortaklık, anapara, ana rahmi, ana saat, ana sanlı, ana sav, ana sayaç, ana sınıfı, ana sözleşme, ana şehir, ana toplardamar, ana vatan, ana yapı, ana yarısı, anayasa, ana yemek, ana yol, ana yön, ana yurt, ana yüreği, anadan doğma, anadan görme, anadan üryan, anası danası, anası kılıklı, büyükana, Havva Ana, havvaanaeli, kadınana, kaynana, meryemana asması, meryemana dikeni, meryemanaeldiveni, meryemanakandili, meryemanakuşağı, sperma ana hücresi, sütana, üvey ana, dağ anası, dağlar anası, denizanası, dev anası, hamam anası, kuyu anası, öksüz anası

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Anne

Örnek:

1. Anası mutfakta bir tabağa marul doğruyor.

1. Anası mutfakta bir tabağa marul doğruyor.

2. Yavrusu olan dişi hayvan

3. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı

Örnek:

1. Fatma Anamız. Meryem Ana.

1. Fatma Anamız. Meryem Ana.

4. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Velinimet

Örnek:

1. Yoksullar anası.

1. Yoksullar anası.

6. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü

7. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Temel, asıl, esas

Örnek:

1. Ana bina aradan geçen elli beş yıla karşın değişmemiş.

1. Ana bina aradan geçen elli beş yıla karşın değişmemiş.

8. matematik , matematik , matematik , matematik , Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz


ana arı
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Arı beyi


ana atardamar
Anlamı:

1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , Kalbin kasılması ile sol karıncığındaki kanı bütün vücuda taşıyan en büyük atardamar, aort